COVID-19 Pandemisi Döneminde Problemli Teknoloji Kullanımına Bakış

COVID-19 pandemisi bireylerin yalnızca fiziksel yaşamını etkilememiştir. Yaşanan pandemi durumuyla birlikte alınan önlemler ve yaşam alanlarında görülen değişimler beraberinde bireylerin psikolojik ve sosyal yaşamlarını da önemli oranda etkilemiştir (1;2;3). Pandeminin ortaya çıkışıyla birlikte ülkeler tarafından alınan sokağa çıkma kısıtlaması, uzaktan çalışma ve eğitim faaliyetlerinin uzaktan eğitim araçlarıyla gerçekleştirilmesi gibi önlemler beraberinde bireylerin evde eskiye göre daha uzun zaman geçirmelerine neden olmuştur. Araştırmalar, evde geçirilen sürenin artmasıyla birlikte oluşan sosyal izolasyon durumunun bireylerde depresyon, kaygı, stres, tükenmişlik, şiddet ve korku gibi çeşitli psikolojik tepkileri arttırdığını göstermektedir (4;5;6). Bunlarla birlikte, özellikle bireylerin sorumluluklarını gerçekleştirmek veya ev içerisinde zaman geçirmek için sıklıkla teknolojik araçlarla etkileşim kurmaları beraberinde problemli teknoloji kullanımı riskini artırmıştır (7;8). Yapılan bir araştırmada, ABD’de pandemi döneminde bireylerin internet kullanım oranlarının pandemi öncesine göre önemli oranda artış gösterdiği görülmüştür (9). Başka bir araştırmada ise çocuk ve ergenlerin bu dönemde çevrimiçi oyunlarda geçirdikleri sürenin pandemi öncesine göre artış gösterdiği görülmüştür. Bireylerin pandemi döneminde teknolojik araçlarla geçirdikleri sürenin artış göstermesi beraberinde problemli teknoloji kullanımı durumunu ortaya çıkarabilmektedir. 

            Problemli teknoloji kullanımı, bireylerin teknoloji kullanımlarını kontrol etmekte zorluklar yaşamaları ve bu durumun yaşamlarının farklı alanlarında sorunlar oluşturması olarak tanımlanmaktadır (10). Ülkemizde üniversite öğrencileri ile yapılan bir araştırmada, katılımcılar pandemi döneminde internet kullanımlarını sıklıkla kontrol etmekte zorluklar yaşadıkları ve bu durumdan kaynaklı olarak psikolojik olarak sıkıntılar yaşadıklarını ifade etmişlerdir (11). Çin’de yapılan başka bir araştırmada ise katılımcıların %53’ü pandemi döneminde akıllı telefon bağımlılığı belirtileri, %6’sı ise internet bağımlılığı belirtileri gösterdiği görülmüştür. Ayrıca akıllı telefon ve internet bağımlılığı gösteren katılımcıların psikolojik olarak kaygı yaşama durumlarının bağımlılık belirtisi göstermeyen gruba göre daha yüksek olduğu görülmüştür (12). Bu araştırmadan farklı olan Çin’de çocuk ve ergenlerle yapılan bir araştırmada, katılımcıların %33.37’si problemli teknoloji kullanımı belirtisi gösterdikleri görülmüştür. Ayrıca yapılan analizlerde çocuk ve ergenlerin bu süreçte problemli teknoloji kullanımlarını açıklamada depresyon ve kaygı değişkenlerinin önemli bir yere sahip olduğu görülmüştür (13). Bu araştırmalar, pandemi döneminde teknoloji karşısında geçirilen sürenin artmasıyla birlikte bireylerin teknoloji kullanımlarını kontrol etmekte zorluklar yaşadığını ve bu durumun problemli teknoloji kullanımı riskini arttırdığını göstermektedir. Ayrıca bu süreçte bireylerin olumsuz psikolojik belirtilerinin problemli teknoloji kullanımına neden olabileceği gibi yaşanan problemli teknoloji kullanımı sonucunda da ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Dolayısıyla problemli teknoloji kullanımı durumu bireylerin pandemi döneminde ruh sağlıklarının olumsuz etkilenmesine neden olabileceği söylenebilir. Bu kapsamda hem pandemi döneminde hem de pandemi sonrasında problemli teknoloji kullanımı özelinde yürütülecek ruh sağlığı çalışmalarının toplumun psikolojik durumu açısından önemli bir yere sahip olabileceği düşünülmektedir. Bu yazıda, okullarda problemli teknoloji kullanımı konusunda çocuk ve ergenlere ruh sağlığı hizmeti veren psikolojik danışmanlara süreçle ilgili bilgi vermek amaçlanmıştır.

            Pandeminin ortaya çıkışıyla birlikte birçok ebeveyn okul psikolojik danışma ve rehberlik servisine başvurarak çocuklarının teknolojik araçları çok sık kullandığını ve bu durumla başa çıkamadıklarını ifade ederek yardım hizmeti almak istemişlerdir. Ancak belki de problemli teknoloji kullanımı sorunu normale dönüş ile birlikte okullarda karşılaşacağımız en önemli problemler arasında gelecektir. Çünkü şu anda çocuklar eğitimlerini teknolojik araçlar ile devam ettirmekte ve kısıtlamalardan kaynaklı olarak dışarıya çıkarak sosyalleşmemektedirler. Bu durum çocukların ev içerisinde teknolojik araçlarla vakit geçirmelerini arttırmakta ve birçok ebeveyn için bu durum fark edilmemektedir. Ancak okula dönüş ile birlikte birçok çocuk problemli teknoloji kullanımı yaşamaları nedeniyle okula gitmek istemeyecekler, okuldan doyum almayacaklar veya arkadaşlarıyla iletişimleri büyük oranda azalacaktır. İşte o zaman birçok ebeveyn çocuklarının teknoloji kullanımlarının normal olmadığını düşünerek okul psikolojik danışma ve rehberlik servisinden destek almak isteyeceklerdir. Bu kapsamda biz psikolojik danışmanların bu konudaki bilgi ve becerimizi geliştirerek okul temelli önleme/müdahale programlarını hazırlamamız gerekmektedir. Okula dönüş ile birlikte psikolojik danışma ve rehberlik servisinin problemli teknoloji kullanımını önlemeye veya müdahaleye yönelik çalışmalara ilişkin bazı öneriler aşağıda yer almaktadır:

  • Psiko-eğitim programları benzer sorunu yaşayan bireyleri bir araya getirerek belirli konularda beceri kazandırmaya yönelik grupla psikolojik danışma uygulamaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Hem ülkemizde hem de dünyada problemli teknoloji kullanımını önlemeye yönelik etkililiği kanıtlanmış birçok psiko-eğitim programı vardır. Hatta bazı psiko-eğitim programları kitaplaştırılarak psikolojik danışmanların kullanımına sunulmuştur. Bu kapsamda okula dönüş ile birlikte kapsamlı bir ölçme ve değerlendirme ile problemli teknoloji kullanımı riski yaşayan öğrencilere yönelik psiko-eğitim programı düzenlenebilir. 
  • Çocuklarda problemli teknoloji kullanımı durumunun ortaya çıkmasında ve önlenmesinde ebeveynlerin önemli bir rolü vardır. Araştırmalar, aile ilişkilerinden doyum almayan çocukların problemli teknoloji kullanımı riskinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca ebeveynlerin teknoloji kullanımlarının da çocuklarının teknoloji kullanımlarını etkilediği araştırmalarla desteklenmektedir. Dolayısıyla aile içerisinde nitelikli ilişkilerin kurulmadığı veya aile üyelerinin teknolojiyi problemli bir şekilde kullandığı ortamda çocukların problemli teknoloji kullanımı riski yaşamaları daha yüksektir. Bu kapsamda ailelere yönelik yürütülecek bilgi ve beceri kazandırmaya yönelik psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin önemli bir yere sahip olduğu söylenebilir. 
  • Araştırmalar, olumsuz ruh sağlığı belirtilerinin (depresyon, kaygı, stres, tükenmişlik vb.) problemli teknoloji kullanımı riskini arttığını göstermektedir. Özellikle pandemi döneminde psikolojik olarak olumsuz etkiler yaşayan çocuk ve ergenlere yönelik okula dönüş ile birlikte psikolojik iyi oluşu arttıracak grupla psikolojik danışma, sosyal etkinlikler vb. yürütülmesinin problemli teknoloji kullanımı riskini azaltma açısından önemli olabileceği söylenebilir.

Kaynakça

1. Fitzpatrick, K. M., Drawve, G., & Harris, C. (2020). Facing new fears during the COVID-19 pandemic: The State of America’s mental health. Journal of Anxiety Disorders, 75, 102291.

2. Gao, J., Zheng, P., Jia, Y., Chen, H., Mao, Y., Chen, S., …, & Dai, J. (2020). Mental health problems and social media exposure during COVID-19 outbreak. PloS One, 15(4), e0231924.

3. Jiang, R. (2020). Knowledge, attitudes and mental health of university students during the COVID-19 pandemic in China. Children and Youth Services Review, 119, 105494.

4. Chen, S., & Bonanno, G. A. (2020). Psychological adjustment during the global outbreak of COVID-19: A resilience perspective. Psychological Trauma: Theory, Research, Practice, and Policy, 12(1), 51–54. 

5. Malesza, M., & Kaczmarek, M. C. (2020). Predictors of anxiety during the COVID-19 pandemic in Poland. Personality and Individual Differences, 170, 110419.

6. Planchuelo-Gómez, Á., Odriozola-González, P., Irurtia, M. J., & de Luis-García, R. (2020). Longitudinal evaluation of the psychological impact of the COVID-19 crisis in Spain. Journal of Affective Disorders, 277, 842–849.

7. Baltacı, Ö., Akbulut, Ö. F., & Yılmaz, E. (2021). Problemli İnternet Kullanımında Güncel Bir Risk Faktörü: COVID-19 Pandemisi. Humanistic Perspective, 3(1), 97–121. 

8. Eidi, A., & Delam, H. (2020). Internet addiction is likely to increase in home quarantine caused by coronavirus disease 2019 (COVID 19). Journal of Health Sciences & Surveillance System, 8(3), 142–143.

9. Statista. (2021). Coronavirus: impact on online usage in the U.S. – Statistics & Facts. https://www.statista.com/topics/6241/coronavirus-impact-on-online-usage-in-the-us/

10. Young, K. S., & De Abreu, C. . (2011). Internet addiction: A handbook and guide to evaluation. John Wiley & Sons, Inc.

11. Baltacı, Ö., Akbulut, Ö. F., & Zafer, R. (2020). COVID-19 pandemisinde problemli internet kullanımı: Bir nitel araştırma. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 1(3), 126–140.

12. Duan, L., Shao, X., Wang, Y., Huang, Y., Miao, J., Yang, X., & Zhu, G. (2020). An investigation of mental health status of children and adolescents in china during the outbreak of COVID-19. Journal of Affective Disorders, 275, 112–118.

13. Dong, H., Yang, F., Lu, X., & Hao, W. (2020). Internet Addiction and Related Psychological Factors Among Children and Adolescents in China During the Coronavirus Disease 2019 (COVID-19) Epidemic   . In Frontiers in Psychiatry   (Vol. 11, p. 751).

Dr. Önder BALTACI

Not: Bu yazı PDRBÜLTEN Türk PDR Derneği Burdur Temsilciliği Temmuz 2021/Sayı:2’de yayımlanmıştır. İLGİLİ LİNK